Robotik kursu açarken herkes aynı hesabı yapar. Setin biri şu kadar, on set aldım, set başına iki çocuk, grup başına yirmi öğrenci, haftada sekiz grup. Excel'de muhteşem görünen bir tablo çıkar. Sonra ilk ders gelir. Set başındaki iki çocuktan biri parçaları takıyor, öbürü izliyor. Yarım saat sonra izleyen çocuk telefonuna bakıyor. Dersin sonunda anne soruyor: "Sen ne yaptın bugün?" "Hiç, Ali yaptı."
İşte bu çocuk gelecek dönem kursta yok.
İki çocuk bir set
Teorik olarak iki kişilik takım çalışması harika bir şey, çocuklar birbirinden öğreniyor. Pratikte ise biri neredeyse her zaman baskın çıkar. Hele yaşları küçükse. Çözümü set sayısını iki katına çıkarmak olmayabilir, ama masada rol değiştirmeyi kural hâline getirmek olabilir. On dakikada bir roller değişsin: biri kod yazsın, öbürü montaj yapsın, sonra yer değiştirsinler. Eğitmen bunun takibini yaparsa iki kişilik sistem işe yarıyor.
Üç kişi bir sete oturursa ise bütün bu sistem çöker. Üçüncü çocuk daima seyirci kalır. Kapasite hesabınızı buna göre yapın. Yaş küçüldükçe set başına düşen çocuk sayısını da azaltın. Yedi yaşındaki bir çocuk parça beklemekten sıkılır, on üç yaşındaki bir çocuk arkadaşıyla tartışarak öğrenebilir.
Asıl darboğaz eğitmen
Set sayısına takılan çoğu kurum eğitmen sayısını atlıyor. Bir eğitmen on iki çocuğa kadar idare eder. On altı olunca bir kısmı hep beklemeye başlar. Kodlama dersinde bir çocuğun tıkanması çok normaldir ve o tıkanmada yardım gelene kadar geçen beş dakika, bir çocuğun dikkatini kaybetmesi için yeterli süredir. Elinde kalkmış parmak olan dört çocuk, sınıfın öbür ucundaki hocayı bekliyorsa ders orada bitmiştir.
Büyük gruplarda bir yardımcı eğitmen düşünebilirsiniz. Üniversite öğrencisi, eski bir kursiyer. Maliyet yazar elbet, ama hesabı şöyle yapın: yardımcıyla grup on altıya çıkıyor ve dolu kalıyorsa, yardımcısız on ikide tıkanıyorsa, dört öğrencilik aidat bu maliyeti karşılar mı? Çoğu zaman karşılıyor.
Parçalar kaybolur
Sınıfta en az konuşulan konu envanterdir. Lego bazlı setler özellikle hızlı eksilir. Dönem başında tam olan on set, kasıma geldiğinde dokuz buçuk set olmuştur. Bir motorun bozuk olduğunu ders başlayınca fark edersiniz. Bir tablette güncelleme başlar, geri kalan yirmi dakika ekrana bakarsınız.
Her setin bir numarası olsun. Dersin sonunda çocuklar parçaları kendi kutularına kendileri koysun ve eksik bir şey varsa o an söylesinler, bu öğretmenin değil öğrencinin görevi. Yılda iki kez tam sayım yapın. Bozulan parçaları bir yere yazın. Bir setin ömrünü ve yılda ne kadar yenileme gerektirdiğini bilmeden fiyat belirlemek, seti amortismansız kabul etmek demektir, ki bir süre sonra bunu çok pahalıya ödersiniz.
Bilgisayarlar için de aynı şey geçerli. Kurumun bilgisayarı mı, öğrencinin kendi bilgisayarı mı? Öğrenci kendisininkini getiriyorsa ilk ders gidecek yarım saat kurulum demektir, üstelik her makine farklı davranır. Kurumun bilgisayarıysa bunların bakımını kim yapacak, dersler arasında çocukların dosyaları nerede saklanacak? Bunları eylül gelmeden çözün.
Saatlerin hepsi aynı değil
Hafta içi akşam ve cumartesi sabahı doluyor, bu sürpriz değil. Peki salı 14.00'te bir sınıf dolusu robot seti ne yapıyor? Çoğu zaman rafta duruyor. Öğle saatlerini okullara açmayı düşünebilirsiniz, bazı okullar kulüp etkinliği için dışarıdan destek alıyor. Hafta içi sabahları ev eğitimi alan çocuklar için de kullanılabiliyor. Yetişkinlere yönelik başlangıç kursları da bir seçenek.
Ama bunun için önce doluluk oranını görmeniz lazım. Bir hafta boyunca her saat kaç setin kullanıldığını çıkarın. Kurumun neresi boş, neresi taşıyor, ortaya çıkar. Çoğu kurs sahibi bu resmi görünce yeni sınıf açma planından vazgeçip elindeki saatleri doldurmaya yöneliyor.
İki yıl sonra ne öğretecek
Robotik kurslarının gizli sorunu şudur: çocuk iki yılda bütün setleri bitirir. Üçüncü yılın başında "Bunu yapmıştık" der ve gitmek ister. Kursunuz sekiz yaşındaki birini tutabiliyor, on iki yaşına gelince tutamıyor. Bu çocuklar en sadık müşterilerinizdi ve üstelik başkalarına da sizi anlatıyorlardı.
Kurs açarken ilk iki yılı düşünmek kolay, sonrasını düşünmek zordur. Yine de bir basamak listesi çıkarın. Blok tabanlı programlamadan metin tabanlıya geçiş ne zaman olacak? Elektronik kartlara, 3D baskıya, kendi projesini tasarlamaya geçiş nerede? On bir yaşındaki bir çocuğa bir sonraki yıl ne vaat ediyorsunuz? Bunu kayıt konuşmasında söyleyebiliyorsanız veli de size iki yıllık düşünür.
Her yeni basamağın da bir maliyeti var. Yeni setler, daha yetkin bir eğitmen, belki daha küçük bir grup. Üst seviye gruplarınız küçük kalır, çünkü çocukların bir kısmı zaten bırakmıştır. Bu gruplar kâğıt üstünde zarar görünebilir. Karar verirken o grubun size getirdiği itibarı da hesaba katın. Yarışmaya gitmiş, kendi projesini anlatabilen bir on dört yaşındaki, küçük kardeşlerin velilerine sizin yerinize reklam yapar.
Öğrencilerin geçmişini de kaydedin. Hangi seti bitirdi, hangi projeyi yaptı, hangi konuda kaldı? Eğitmen değişince yeni öğretmen aynı şeyi yeniden anlatmaya kalkarsa çocuk bir ayda sıkılıyor. Bir kartta üç satırlık bilgi bu sorunu çözüyor.
Fiyatı neye göre koyacaksınız
Set başına düşen çocuk azaldıkça ders kalitesi artıyor, kâr düşüyor. Bu dengenin tek bir doğru cevabı yok. Yalnız bu kararı bilerek verin. Sekiz kişilik premium grupla on altı kişilik uygun fiyatlı grup farklı müşteriye hitap eder ve ikisinin de pazarı vardır. Sorun, on altı kişilik sınıfı sekiz kişilik sınıfın fiyatına ve sözüyle satmaktır. Çünkü o veli sınıfa bir kere bakar ve her şeyi anlar.
Excel'deki hesap önemli, ama sınıfa bir kez kendiniz girin. Arka sıraya oturup kırk beş dakika boyunca bir çocuğu izleyin. Kaç dakika parmağı kalkık bekliyor, kaç dakika gerçekten bir şey yapıyor? Kontenjan kararınızı en iyi orada verirsiniz.