Dönem sonu. Öğretmen dosyayı getiriyor, "Emre bir üst kura geçemez" diyor. Haklı da. Yazma notları düşük, konuşmada çekiniyor, sınıfın gerisinde kalmış. Şimdi birinin velisini araması lazım. Babası o kur için bir dönem ödeme yapmış ve çocuğunun ilerlediğini düşünüyor. Üstelik geçen hafta karşılaştığınızda "Emre İngilizceyi çok seviyor" demişti.
Bu telefonu kimse açmak istemez. Sebebi basit: o konuşma, veli için tamamen sürpriz.
Sürpriz olmamalı
Kur tekrarı haberi dönem sonunda ilk kez duyuluyorsa konuşma nasıl yapılırsa yapılsın kötü geçer. Veli haklı olarak şunu sorar: "Madem durum buydu, neden iki ay önce söylemediniz?" Bu soruya verilecek iyi bir cevap yok.
O yüzden iş dönemin dördüncü, beşinci haftasında başlıyor. Öğretmen hangi öğrencinin geride kaldığını o zaman zaten biliyor. Kurumun yapması gereken, o bilginin öğretmenin kafasında kalmayıp veliye ulaşması. Kısa bir not bile yeter: "Emre konuşmada iyi ama yazmada zorlanıyor, ödevleri aksıyor. Bu ay şunlara birlikte bakalım." Bunu okuyan bir veli, iki ay sonra gelen kur tekrarı haberine çok farklı tepki veriyor. Hatta bazen kendisi soruyor: "Bu hâliyle geçebilir mi?"
Bir de iyi giden öğrencilerin velilerini unutmayın. Sadece sorun olduğunda arayan bir kurumun telefonu açıldığında veli zaten geriliyor. Arada sırada gelen olumlu bir not, ileride yapacağınız zor konuşmanın zeminini hazırlar.
Tek bir sayıya sığdırmayın
"Sınavdan 58 aldı, geçme notu 65." Bu cümle doğrudur ama tartışmaya kapı açar. Veli 7 puan için bir dönem daha ödeme yapmayı kabul etmek istemez. Sınavın zor olduğunu, öğretmenin sert not verdiğini, çocuğun o gün iyi olmadığını söyler. Her biri de olabilir.
Kur kararını dört becerinin ve dönem boyunca görülen gelişimin üzerinden anlatırsanız konuşma değişir. Okuma ve dinlemede ortalama, konuşmada sınıfın üstünde ama yazmada temel yapılar oturmamış. Bir üst kurda haftada iki kompozisyon var ve bu hâliyle çocuk orada ilk haftadan zorlanır. Burada artık tartışılan bir not yok, çocuğun bir sonraki sınıfta ne yaşayacağı var.
Veli için en güçlü cümle genelde şudur: "Emre'yi geçirebilirim, ama üst kurda sınıfın gerisinde kalırsa bu sefer motivasyonu gider. Şu an dili seviyor, bunu kaybetmek istemiyorum." Bu cümle öğretmenin çocuğun tarafında olduğunu gösterir. Velinin karşısında duran bir kurum yerine, onun yanında duran biri olursunuz.
Parayı konuşmaktan kaçmayın
Velinin aklındaki ikinci soru para. Çoğu kurum bunu konuşmaktan kaçınır, o yüzden veli kendisi sorar, sorarken de gergindir. Kurumunuzun bir yaklaşımı olsun. Tekrar kurunda bir indirim yapıyor musunuz? Aynı kuru başka saatte, başka bir öğretmenle almak mümkün mü? Tamamını tekrar etmek yerine yazma odaklı kısa bir takviye ile geçiş mümkün mü?
Bunları telefon açmadan önce düşünmüş olun. Elinizde iki seçenek varsa konuşma "Olur mu, olmaz mı" olmaktan çıkar, "Hangisi" olur. İnsanlar seçim yaparken kendilerini köşeye sıkışmış hissetmez.
Çocuğun kendisi
Konuşmanın unutulan tarafı çocuk. On iki yaşındaki bir öğrenci için arkadaşları üst kura geçerken kendisinin kalması utanç verici olabilir. Bu haberi çocuk velisinden ya da daha kötüsü sınıf listesinden öğrenmemeli. Öğretmeni kısa bir an ayırıp kendisi anlatırsa, üstelik neyi iyi yaptığını da söylerse, çocuk bunu bir ceza gibi yaşamaz.
Yeni sınıfa geçişi de biraz düşünmek gerek. Bir öğrenci aynı kuru aynı kitapla tekrar ediyorsa birkaç hafta sonra sıkılıyor. Mümkünse farklı bir öğretmen, farklı materyal. Kur tekrarının asıl riski, başarısızlıktan çok can sıkıntısıdır.
Öğretmenler aynı ölçüyle mi not veriyor
Kur kararına itiraz eden velinin en güçlü kozu şudur: "Diğer sınıftaki öğretmen bu notla geçiriyormuş." Kurumda iki üç kişi aynı kuru okutuyorsa bunu duymanız an meselesi. Üstelik bazen doğrudur. Bir öğretmen yazma ödevinde gramere bakar, öbürü fikre. Birinin 70 verdiği kompozisyona öbürü 55 verebilir ve ikisi de işini yaptığını düşünür.
Kur geçişini yalnızca öğretmenin kanaatine bırakmamak bu yüzden önemli. Konuşma ve yazma için kısa bir değerlendirme ölçeği hazırlayın. Dört beş başlık yeter: akıcılık, doğruluk, kelime, anlaşılırlık. Her başlığın altında "iyi" ne demek, bir cümleyle yazsın. Dönem başında öğretmenleri bir araya getirip aynı üç kompozisyonu birlikte notlandırın. Yarım saat sürer ve o toplantıda çıkan farklar sizi de öğretmenleri de şaşırtır.
Sınırda kalan öğrenciler için de ikinci bir göz iyi gelir. Kurdan kalacak öğrencinin konuşma sınavını başka bir öğretmen de dinlesin. Karar değişmese bile veliye "İki öğretmenimiz de ayrı ayrı değerlendirdi" diyebilmek, konuşmanın tonunu değiştiriyor. Öğretmen de bu kararın tek sorumlusu olmaktan kurtuluyor, ki bazı öğretmenler sırf o tatsız konuşmayı yapmamak için çocukları geçiriyor. Bunun bedelini de bir sonraki kurun öğretmeni ödüyor.
Yetişkin öğrencide durum başka
Şirket için İngilizce öğrenen otuz beş yaşındaki biriyle bu konuşma çok daha kolay ve çok daha açık yapılır. Yetişkin ne istediğini bilir: "Ben sadece toplantılarda konuşabilmek istiyorum, yazma notum beni ilgilendirmiyor" diyebilir ve bu makul bir karardır. Yetişkinlere geçiş kararında daha fazla söz hakkı tanıyan kurumlar genelde daha az öğrenci kaybediyor. Tabii sonraki kurda neyle karşılaşacağını da dürüstçe söylemek şartıyla.
Bu işi iyi yapan kurumların ortak yanı, velilere sürpriz yaşatmamaları. Dönem sonu raporu geldiğinde veli içindekini zaten biliyor. O zaman kur tekrarı da bir felaket gibi değil, birlikte varılan bir karar gibi yaşanıyor. Sizden de Emre'nin babasıyla yapılan zor bir telefon yerine, on dakikalık sıradan bir konuşma kalıyor.